Bugün 25 Kasım 2017 Cumartesi
  • İstanbul14 °C
  • IMKB
    80.549
    %0.65
  • Altın
    163,884
    %0.69
  • Dolar
    3,9376
    %0.48
  • Euro
    4,6999
    %1.23

Adem Yıldırım / 212 HABER

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Akademisyenler Bildirisi, Yeni Anayasa ve Başkanlık Sistemi

18 Ocak 2016 Pazartesi 10:32

Akademisyen bildirisi olarak gündemi işgal eden bildiri her yönüyle fecaat niteliğinde. Önce bir defa dili problemli, uslup problemli amaç problemli. Nerden bakarsanız bakın kabul edilecek bir tarafı olmayan bir bildiri. Kendilerine akademisyen diyen ve sırf bu ünvanlarının karşılığında devletten maaş alan, bu insanlar adeta kendi maaş aldığı devleti uluslararası alanlarda suçlu çıkarmak için kendilerince güya suç tasnii yapma gayesindeler.

 

Tarafsız bir gözle, başlığı olmadan ve altında yazılan akademisyenlerin imzası olmadan, yazılan bu bildiriyi okuyan kişi acaba bu bildiriyi kim yazmış diye düşündüğünde; vereceği cevap açıktır. Bu bildiriyi yazsa yazsa ‘PKK yazmıştır’ diyecektir.

 

İşte kendine aydın diyen veya akademisyen bu zevatlara başta devlet yetkilileri olmak üzere tüm toplumun karşı çıkmasının sebebi budur. Daha sonra ‘biz bildiriyi okumadan imzaladık’ diye açıklama yapan bazı akademisyenlerin özür niteliğindeki açıklamaları ise adeta özrü kabahatinden büyük niteliğinde olan bir açıklamadır. İnsanın ‘okusaydınız adam olurdunuz’ demekten başka diyecek bir sözü kalmıyor.

 

Peki, ne yapmalı devletin bunca yıl emek verdiği ve yetiştirdiği, ilim ve bilimden başka hizmet beklemediği bu insanlara. Tabi ki devlet bir terör örgütünün düşüncesi gibi yazılan bu bildiriye bu terör örgütüne nasıl bir yasal işlem yapması gerekiyorsa öyle davranmalıdır. Bu akademisyenler açıkça Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve devletin yargı organlarını alenen aşağılayarak terör örgütü propagandası yapmıştır. Bunun karşılığı yasal olarak sorulmalıdır.  

 

Yeni Anayasa

 

2011 seçimlerinden bu tarafa yeni anayasa için başlayan ve bir ileri iki geri devam eden bir süreç var. Bu yaklaşımla yeni bir anayasayı yapmamız zor görünüyor. Benim düşüncem madem 82 darbe anayasasından farklı ve bağımsız yeni bir anayasa yapacağız, bu yeni anayasayı 82 darbe anayasasının usul ve metotlarına göre değil, toplumsal uzlaşıyı merkez alan yeni bir usul ve medotla yapalım diyorum. Peki, bu nasıl olacak? Mevcut meclis çalışmalarını sürdürürken, yeni bir anayasa yapımı için bir karar alır. Bu karara göre öncelikle yeni anayasa yapmak için toplumun her kesiminden oluşacak bir meclis oluşumuna karar verilir. Yeni anayasa oluşturmak için oluşturulan bu meclisin yaklaşık 250-300 üyesi olur. Her bir meclis üyesi dar bölge seçim sistemiyle seçilerek yeni anayasa yapımı için meclis görevine başlar. Bu yeni anayasa yapımı için oluşturulan meclis görevinin süresi 1 yıl ile en çok 2 yıl gibi bir süreyle sınırlı olabilir. Yeni Anayasa Meclisinin görevi yeni anayasa yapımını tamamladığında veya tamamlayamadığında kendiliğinden son bulur.

 

Bunun haricindeki yöntemler mevcut anayasanın 175.maddesindeki usulle yapılacak yöntemdir. Bu usulle yeni bir anayasanın yapılacağı ihtimalini edinilen tecrübe ve muhalefet partilerinin yaklaşımı çerçevesinde maalesef çok zayıf görmekteyim.

 

Başkanlık

 

Türkiye'de başkanlık, maalesef bir sistem olarak değil ‘Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkan olsun mu olmasın mı?’ zaviyesinden tartışılmaktadır. Tabi tartışma bu zaviyeden olunca temelde başkanlık sistemini savunan birçok akademisyenler ve insanlar bile ideolojik kaygılar yüzünden karşı duruş sergileyebiliyorlar.

 

Başkanlık sistemi için örnek olarak gösterilen sistemlere baktığımızda Amerika modeli, Meksika modeli, Şili modeli gibi modeller gösterilmektedir. Eğer başkanlık sitemi bu devletlerin isimleriyle anılıyorsa neden biz Türkiye modeli diye bir başkanlık sistemi yapmayalım. Esasen bugün fiili bir başkanlık uygulamasından bahsedebiliriz. Türkiye siyasi tarihine bakıldığında Atatürk dönemi dâhil olmak üzere fiili başkanlık dönemine benzeyen iktidarlar olmuştur. Atatürk, Menderes, Özal, Erdoğan iktidarları buna bariz örneklerdir. Bu dönemlerin ortak özelliği ise bu dönemlerde her türlü reformlar olmuş, ülke ekonomik, sosyal, siyasal ve birçok alanda hızla ilerleme kat etmiştir. Peki, neden bu dönemde bunlar oldu da diğer iktidar dönemlerinde olmadı. Çünkü bu dönemlerin ortak özelliği güçlü ve tek başına iktidarlar olmasıdır. Madem kendi tecrübemizle bu faydayı görebiliyorsak neden başkanlık sistemine karşı çıkıyoruz bunu anlamakta güçlük çekiyoruz.

Bu yazı toplam 1429 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
  • “Öğretmenlerin itibarı her geçen gün yükseliyor”
  • Bahçelievler’de 'Eğitim ve Kariyer Günleri' başlıyor
  • "Başakşehir eğitimin merkezi olacak"
  • Lokantalar büyük boykota hazırlanıyor
  • İstanbul'u kana bulayacaklardı
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 212 Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 212 4863936 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA