Bugün 22 Kasım 2017 Çarşamba
  • İstanbul10 °C
  • IMKB
    80.549
    %0.65
  • Altın
    162,850
    %1.02
  • Dolar
    3,9604
    %0.95
  • Euro
    4,6498
    %0.95

Mustafa Sabri Beşer / 212 Haber

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

BEN FİLİSTİNİM DİYEN KAÇ KİŞİYİZ

06 Ekim 2016 Perşembe 11:39
15 Temmuz kalkışma karşısında milletimiz gösterdi ki İslam coğrafyasının
 
tek medet umabileceği ülkeyiz.
 
Medet umuluyor lakin umulanı karşılama potansiyelimiz ne durumda?
 
Evet, tankların önüne siper olduk lakin asıl mesele haramların önüne de
 
siper olabiliyor muyuz?
 
Böyle bir yazı yazma ihtiyacını yaşamış olduğum muhitte kurmuş olduğum
 
kitap okuma tahlil ekibindeki arkadaşlarımın Kudüs yolculuğunu öğrendikten
 
sonra kaleme alma ihtiyacı hissettim.
 
Kudüs sadece ziyaret edilesi değil en azından gönüllerde ribat edilesi
 
kutsal mekan!
 
Gelin hızlıca mukayese şartlarını zorlayalım!
 
Bir ülke düşünün ki;
 
On yıllardır aralıksız bombalanıyor,
 
Evleri yıkılıyor,
 
Erkek, kadın, yaşlı, genç, çocuk demeden keyfi olarak tutuklanıyor,
 
Ekonomisi ambargo-boykot ile kırılıyor ve bu ülkede insanlar yaşamaya
 
devam ediyor…
 
Her şeye rağmen öğrenciler okumaya devam ediyor, insanlar sabahları
 
yaşam kavgasına girişiyorlar.
 
Adı konulmamış bir savaş ve kime isabet edeceği belirsiz süregelen her
 
türlü psikolojik yıldırma çabaları…
 
Gazze'de yaşayan ailelerin;
 
Çocuklarının eğitimi noktasında kesinlikle taviz vermediğini ve birçok
 
Filistinlinin en az iki üniversite mezunu olduğunu,
 
Çocukluk yaşlarında hafızlık eğitimi aldıklarını ve her ne olursa olsun
 
direnişe kararlı olduklarını,
 
Bombaların gölgesinde de olsalar Aksa'da kalmaya, onu savunmaya kararlı
 
oluklarını,
 
Filistinlilerin fedakârlıklarını, diğergâmlıklarını biliyoruz.
 
Okulda öğrenci meydanda direnişçi.
 
Şimdi ben ulaşabileceklerime bir mesaj verebilme kaygısı güdüyorum;
 
Tankların önüne siper olduk, ya tanktan bile kuvvetli haramlar, günahlar!
 
Bizi ileriye taşıyacak iradeli dirayetli gençliğimizi bir bir kıyıyorlar.
 
Ruhlarımızı, nefeslerimizi çalıyorlar.
 
Enerji ve akıllarımızı çalıyorlar.
 
Canlarımıza talipler ve onu almak için savaşıyorlar.
 
Küçücük bir ülkede olanca hızıyla süren savaşa rağmen alnı dik, zihni ve
 
bedeni dipdiri, kalpleri teyakkuzda Gazzeli gençleri gördükçe içimiz
 
dağlanıyor. 
 
TV dizilerinde her gün bir yenisi boy gösteren starlara benzemeye çalışan,
 
dizi oyuncuların eliyle ve reklamlarla pompalanan, sosyal medyayla
 
desteklenen albenili içi kof dünyanın özentisi materyalizmin kucağına
 
emanet verdiğimiz gençliğimize kıyıyorlar!
 
Sosyal hayattaki rahatlık ruh dünyamızı da atalete itiyor.
 
Evet, tabi ki şartların bozulmasını yahut sıkıntıyı talep ediyor değilim lâkin
 
mevcut şartların ve imkânların rahatlaması bu rahatlık ortamının değerini
 
bilmemeye doğru götürüyor bizi.
 
Bir hayal edin, Gazze'de direnen bu gençler bizim bu hallerimize şahitlik
 
etseler, bu tembelliklerimize, boş vermişliklerimize, gençliğimizin bu
 
haline…
 
Ne diyeceklerini tahmin etmek hiç de zor değil!
 
Biz onların her gün Aksa Cami’sindeki İsrail askerlerinin her türlü engelleme
 
çabalarına rağmen Ribat görevlerini tecrübe etsek sanıyorum bunlar nasıl
 
bir kalp ve iman taşıyor diye sorgulamadan geçemeyiz!
 
Gazze gençliği günümüzün okçular tepesi Ribat görevini ifa ederken bizim
 
gençliğimiz tepeden bihaber bir şekilde sadece ganimet peşinde
 
koşturmakta dünya adına.
 
Ulaşamadıklarımız bizim olmadıkları gibi elimizde var olanları da
 
kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyayız.
 
Gazze de her gün genç-çocuk ölüyor evet ama ya Türkiye'deki gençler.
 
Yaşamak denir mi bizimkisine… 
 
Nedir bizdeki atalet; Gazzeli gençlerdeki iman ve cesaret?
 
İmanımızda sorun olmasa bile amellerimizde sorun olduğu aşikar.
 
Evet, bir parçayı kazandık ama zafer kazanmış değiliz.
 
Mücadele sathımız ve yöntemimiz de ciddî arızalar var.
 
Mücadeleyi tam manası ile anlayabilmek için mutlak iman gücümüzle
 
amellerimizi birleştirmeliyiz. 
 
Bizim gençliğimiz insanlık tarihinin var olduğu günden beri en büyük
 
uyuşturucu olan gafletin sarhoşluğu içinde hamaset duygularından ibaret
 
rengi ve sesi belli olmayan gürültüler çıkarıyor.
 
Gazze gençliği miracını korumaya çalışırken şehit oluyor, biz Türk gençliği
 
Allah muhafaza gaflet uykusu etkisiyle küfürle kardeş gibiyiz.
 
Tabi bütün bunların üzerinde Rabbimizin Hud Suresi’nde dediği gibi
 
biz içimizde olanı düzeltmedikçe Rabbimiz toplumumuzu
 
düzeltmeyecek…
 
Bakalım Kudüs’e gidecek arkadaşlarım dönüşlerinde bu mukayesenin
 
ehemmiyetine varıp İslam coğrafyasının medet umduğu kimliğe sahip
 
olduklarının ciddiyetine haiz olabilecekler mi?
 
Şimdi Filistin’den; Ben “FİLİSTİNİM” diyen kaç yürek FİLİSTİN gibi
 
ayaklanıp vatana geri dönecek…
Bu yazı toplam 794 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
  • Celaleddin Ökten kabri başında anıldı
  • İstanbul'a 2 bin bekçi alınacak
  • Marmara'nın geleceği İstanbul'da ele alındı
  • Öykü yarışması başvuruları bekliyor
  • Milli haltercimizin ismi caddede yaşatılacak
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 212 Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 212 4863936 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA