Bugün 11 Aralık 2017 Pazartesi
  • İstanbul10 °C
  • IMKB
    80.549
    %0.65
  • Altın
    153,999
    %-0.04
  • Dolar
    3,8353
    %-0.54
  • Euro
    4,5054
    %-0.90
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Esenleri rüyamda görmediğim bir gece yoktur
31 Mart 2012 Cumartesi 13:08

'Esenler'i rüyamda görmediğim bir gece yoktur'

Esenler için gece gündüz çalışan başkan Mehmet Tevfik Göksu, çocuklarından Esenler'le ilgili proje önerileri alıyor.

 

Başkanın Günlüğü'nde bu hafta siyasete çok küçükken aile toplantılarında ısınan ve gençliğini siyasi partilerin içerisinde geçiren Esenler Belediye Başkanı Mehmet Tevfik Göksu'nun hayatını ele alıyoruz. Siyasetin her alanında aktif roller üstlenen Göksu'yla hayatını konuşurken yine siyasetten kaçamadık. Hikaye 1966 yılında Adıyaman'ın Gölbaşı ilçesinde başlıyor. 8 çocuklu bir ailenin üçüncü ferdidir Göksu. Adıyaman'da aktif ve sosyal bir ailenin çocuğu olarak yetişir. İlk ve ortaokulu Gölbaşı'nda okur, lise için İstanbul'a taşınır. Liseye gelene dek Gölbaşı'nda geçen günleri ve ailesini şöyle anlatıyor Başkan: "Kalabalık bir ailede büyüdüm. Ailem, Demokrat Parti süreciyle başlamış olan Türkiye'deki çok partili dönemde oldukça aktifti. Milli Şef döneminde yaşanan sıkıntılı süreçlerle beraber Demokrat Parti ile başlayan daha özgürlükçü bir anlayışın aktif rolünü üstlenmiş bir ailenin çocuğuyum. Orta 1'den itibaren siyasetin içindeydim, bugün oldu hala siyasetin içerisindeyim." Tabii aile siyasetle bu kadar hemhal olunca Göksu'nun birçok rol modeli olmuş. O günlere dair bir anısını "Orta ikinci sınıfta İstanbul'a gidecektim. 'Hocam bana 'İstanbul'a gidemezsin çünkü burada öğrenci çalışmaları yapacaksın' dedi ve ben Adıyaman'da kaldım. Daha sonra ihtilal oldu ve ben mecburen Gaziosmanpaşa İmam Hatip Lisesi'ne geldim. O günün yurt müdürü ağabeyime, "Mahmut bu çocuğu buraya boşuna getirdin. Adıyaman'dan gelip de burada başarılı olması imkansız. O zaman içim cız etmişti ve çok içerlemiştim. Sene sonunda yurt müdürümüz takdir belgesini takdim ettiğinde 'Beni utandırdın' demişti. Bu, İstanbul'a geldiğimde unutamadığım hatıralarımdan bir tanesi" cümleleriyle anlatıyor.

LİSE DÖNEMİ HIZLI GEÇTİ

İhtilalin değiştirdiği hayatlar olarak ailesinden ayrı, İstanbul'da eğitimine devam eden Göksu; "O dönemlerde çok ciddi bir kuşatılmışlık içerisindeymişiz. Lise birinci sınıfta normal bir öğrenciydim. Tabii bu darbenin bir sonucuydu. Fakat lise ikinci sınıfta Akıncı liselilerle çalışmaya başladım. O zaman Metin Külünk toplardı bizi. Daha sonra Refah Partisi süreçlerinin her aşamasında görev aldım" diyor. Öğrencilik döneminde de aktif siyasete devam eden Başkan, "Klasik öğrencilikte yapılması gereken her şeyi yaptık. Afiş de astık, miting de yaptık, çok yoğun bir tempoyla çalıştık" şeklinde konuşuyor. Tabii o dönemde kendisine ulaşılmaz gelen birçok siyasi aktörü de tanıma fırsatı bulmuş Göksu: "Daha önce öykülerini dinlediğiniz aktörleri bizatihi görüyorsunuz ve onları görüyor olmanın verdiği heyecanla, o hızla çalışıyorsunuz. Lise dönemim böyle geçti" diyor.

AKADEMİK HAYATI BIRAKMADI

Mitinglerde koştururken derslerini de ihmal etmeyen Göksu, Yıldız Teknik Üniversitesi Harita Mühendisliği Bölümü'nü kazanır. 'Öğrenci hareketlerinde bu kadar aktifken neden siyasal değil de harita mühendisliğini seçtiniz?' diye sorduğumuzda: "Benim bu bölümü okumak gibi bir düşüncem yoktu ama bazı dönemlerde popüler olur biliyorsunuz, biz de popülariteye uyduk ve gittik. Bir de Akıncı Hareketi'nin en önemli isimleri o bölümde okuyorlardı. Bu durum etkiledi beni. Zaten sadece bir sene okula gidebildim" cevabını alıyoruz. Bir sene okula gidip gelen Başkan, yine kendini siyasi çalışmaların içerisinde bulur, Fetih Yurdu'nda talebe başkanı olur. Artık 2 yüz kişilik öğrenci yurdunun bütün sorumluluğu Göksu'nun üzerindedir. Daha hayatın sorumluluğunu üstlenmeden 2 yüz insanın sorumluluğunu taşımanın zorluklarından bahsediyor Göksu o günleri hatırlayınca. Başkan sözlerine şöyle devam ediyor: "Gerek lise de gerek üniversitede sosyal hayatın içerisinde çok aktif bulunmama rağmen akademik hayatı hiç bırakmadım. Sokakta afiş asarken öbür taraftan hayatımı kazanabileceğim ticari mekanizma içinde gayretimi de gösterdim."

EŞİME TEŞEKKÜRLER

Akademik hayatı da bırakamayan Göksu gerekçesini: "Hiçbir zaman için üniversiteyi bitirip hoca olmak gibi bir hayalim olmadı ama kitap dünyasından kopmamak, kitapla olan bağımı koparmamak için akademik hayatımı bırakmadım" cümleleriyle açıklıyor. Kitap okumak Başkan'ın en büyük hobisi. Mümkün olduğunca her gün kitap okumaya çalışan Göksu: "Okumaktan kopmak istemiyorum. En kötü ihtimal, o gün hiçbir şey okuyamadıysam mutlaka açıp internetten bir iki köşe okurum" diye de belirtiyor. Esenler'in projeleriyle ilgilenmekten ailesine vakit ayıramayan Göksu, "Bizim en temel sıkıntımız ailemizle bir şey yapamamak. 20 yıllık evliliğimde, evde yemek yediğim gün sayısı bir yılı bulmaz. Eşim benim bu zorlukları göğüsledi. Ona hep teşekkür ederim" diyor. En büyük kızı diş hekimliğinde, bir kızı lise sonda, oğlu ise orta ikide okuyor. En küçük oğlu Muhammed Yusuf ise daha 1.5 yaşında. Onlarla çok aktif ilgilenemediği için üzülüyor ama kariyer hedeflerini de yakından takip ediyor. Göksu: "Ortanca kızım siyasetle ilgili. Müthiş bir diyalektiği var, o aktif bir siyasi aktör olabilir. Normalde sayısalcıydı ama bu bana yetmiyor deyip sözel bölüme geçti. Ailedeki rol modellere bakıyorlar. Amcaları hukuk doktoru ona özeniyorlar. Oğlumla oturup Türkiye meselelerini çok rahat konuşuruz. O bana sorar, fikir verir. Evde açık oturum gibi dünyada ve Türkiye'de olan bitenleri konuşuruz. Çocuklarım Esenler'i sıkı takip ediyor. Özellikle ortanca oğlum bana proje önerileriyle geliyor" ifadesini kullanıyor.

 

ÇOK İYİ YÜZERİM

Konu çocuklardan açılınca unutamadığı bir hatırasını aktarıyor Göksu: "Bir gün kızım bana 'İlkokul 4. sınıflar geziye gidecek, ben de gidebilir miyim?' dedi, ben de ona kızdım, senin 4. sınıflarla ne işin var' dedim, 'Baba ben 4. sınıftayım' dedi. Kendi kendime o zaman 'Biz ne yapıyoruz?' diye sormadım değil. Küçük oğlum bir keresinde beni televizyonda görmüş, konuşmuş bir şeyler sormuş, cevap gelmeyince de 'pis adam' deyip kapatmış televizyonu." Hobilerine ayıracak vakti olmadığını söyleyen Başkan "Çok iyi spor yaparım, bir profesyonel yüzücü kadar yüzerim. En büyük hobim spor yapmak. Spor yapmadığım gün kendimi mutsuz hissederim. Bunun dışında hobiye çok vaktim olmadı. Daha küçükken bir toplumsal sorumluluk yüklendi ve bugün hala devam ediyor. Zaten Esenler'le ilgili projeler çok zaman alıyor. Şu anda her gece rüyamda Esenler'i görürüm. Mutlaka bir proje yaparım" diye ekliyor. 

PIERRE LOTI'NİN HİSSİYATI BAŞKADIR

İstanbul'da gezilebilecek neresi varsa hepsini gezdim. Siyasi çalışmalardan dolayı gençlik örgütlenmesi yapmak durumundaydık. Onun için İstanbul'da galiba ana arter bazında ayağımın değmediği çok az yer kalmıştır. Pierre Loti'yi severim, bir de Sarayburnu'nda denizi seyretmeyi çok severim. İmam hatipte okurken de Pierre Loti'de oturur çay içer, martı seslerini dinlerdik. Orada bir şehir uğultusu duyarsınız. Bir tarafta yaşayan bir şehir, diğer yanda mezarlıkta bu şehre hatıralarını bırakmış insanların mezarlarını izlersiniz. O iki hayat insana çok farklı bir hissiyat verir. Orada ölümle yaşam arasındaki farkı fark edersiniz. Orada nereye vardığınızı ve nereye gideceğinizi çok iyi görürsünüz.

 Fetih 1453'ü beğendim

 1453 filmini beğendiğini söyleyen Mehmet Tevfik Göksu: "Cemil Meriç'in külliyatını etkilenerek okudum. Daha çok sosyoloji temelli kitapları okurum. Sezai Karakoç'tan çok etkilenirim. En son Fetih 1453 filmine gittim. Birkaç tarihi sahne dejenere edilmişti, onun haricinde beğendim filmi" diyor.

AYSEL YAŞA/YENİ ŞAFAK

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
  • “Sporda Kardeşlik” kısa film yarışması sonuçlandı
  • Esenler’de gündem eğitim
  • Emin Saraç İHL öğrencileri Kudüs kararına tepki gösterdi
  • Beytullah Eroğlu dünya yüzme şampiyonu oldu
  • Yerli yazılım iTaksi hizmet vermeye başladı
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 212 Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 212 4863936 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA