Bugün 20 Kasım 2017 Pazartesi
  • İstanbul6 °C
  • IMKB
    80.549
    %0.65
  • Altın
    161,083
    %-0.15
  • Dolar
    3,9233
    %1.34
  • Euro
    4,6062
    %0.86
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Gençlere kariyeri nasıl anlattı
27 Mart 2012 Salı 15:35

Gençlere kariyeri nasıl anlattı

Erhan Erken, İlim Yayma Cemiyeti'nin Fatih’teki üniversite yurdunda İstanbul Ticaret Odası’ndaki ve kültür hayatındaki tecrübelerini gençlere anlattı.

Dünyabizim.com ve İlim Yayma Cemiyeti işbirliği ile üniversite yurtlarında sohbet programlarına başladık. 7 Mart Çarşamba akşamı ilk programımızı Fatih'te Dr. İsmail Niyazi Kurtulmuş Yüksek Öğrenim Öğrenci Yurdu’nda Erhan Erken Ağabeyimizin sohbeti ile gerçekleştirdik. Erhan Erken Ağabey sadece eğitim alanındaki çalışmaları ile değil, dunyabizim.com'un kuruluşu ve yaşamasındaki emekleri ile de çok değerli bir görev ifa ediyor toplumumuzda.

Erhan Erken Ağabey, gerek İstanbul Ticaret Odası’ndaki tecrübelerinden, gerek kültür hayatındaki tecrübelerinden damıttığı çok değerli bilgileri, ilkeleri, prensipleri paylaştı o akşam gençlerle. O konuşmadan notlar aldık sizler için, buyurun, bunlara tutunun deriz:

İsmail Niyazi Amcamız, hayırlı ve derin izler bıraktı

Öncelikle sözlerime başlarken bu yurda ismi verilen Dr. İsmail Niyazi Kurtulmuş Amcamızı rahmetle anmak istiyorum. O nesil insanlarının, kendi devirlerinde yapılan neredeyse her hayırlı işin altında imzaları var. Fatih'in Çırçır taraflarında muayenehanesi vardı  İsmail Amca'nın. Fakir fukaraya bedava bakardı. Halk günleri vardı.

Yurtlar, imam hatipler, hayır hasenat türü işlerde hep imzası vardı rahmetlinin. Reklamları yoktu bu insanların. Google'da baktığınızda belki bir iki soluk resmi vardır. Gençler onları çok fazla bilmez. Sessiz ama derinden hizmet ederlerdi ve kalıcı izler bırakırlardı. Bu, bugünki kariyer sohbetimiz için esasında önemli bir başlangıçtır. Bu tür bir kariyer önemli bir örnektir bizler için. Yaptığın işlerde hep hayırlı ve derin izler bırakmak. Hayatın gayesi de bu olmalı...Erhan Erken

İnsan kendini geliştirebilir, dönüştürebilir

İnsan öncelikle kendini ve yaptığı işleri objektif bir şekilde değerlendirebilmelidir. Eksik ve kuvvetli  yönlerini analiz edebilmeye çalışmalıdır. Buna ‘iç murakabe’, ‘iç muhasebe’ veya ‘swot analizi’ diyebiliriz: Ben nerede iyiyim nerede zayıfım, hangi yönlerimi daha da kuvvetlendirmem gerekir. Mesela İmam-i Gazali'nin bir hurma örneği vardır, bilirsiniz. Der ki; hurma çekirdeğinden hiç bir zaman bir elma çıkmaz ama o çekirdek yabani bile olsa onu aşılayarak zamanla tadı güzel bir hurma elde etmeniz mümkün olabilir. İnsan da böyledir. Yaradılıştan var olan birçok özelliğini geliştirebilir, dönüştürebilir ama bir yere kadar...

Bir kişi kendini keşfettiği kadar çevresini de iyi okumaya çalışmalıdır: Dünya nereye gidiyor, ülkesi nereye gidiyor? Bu sayede gerektiğinde çalışmalarında stratejik değişiklikler yapabilmeye gayret etmelidir. Vizyon sahibi olmaya ve onu geliştirmeye çalışmalı. Yani kendi iç muhasebe ve murakabesi, çevrenin iyi analizi ve yapması gerekenler üçlüsü içinde kendine yer bulmalıdır. İmtihanı herhalde bu noktadadır.

İstanbul'da yüksekokul okuyorsunuz, Allah size her şeyin farkına varma kabiliyeti vermiş, bunlar nimetler. Her nimetin şükrü kendi cinsindendir. Sorumluluğunuz da fazladır. Öbür tarafa gittiğinizde sizlerin ve tabii bizlerin hesabı, sorgu suali çok basit olmayacak zannediyorum. Allah bize fark ettirdiklerinin hesabını muhakkak soracak diye düşünüyorum. Buna hazırlık yapmak gerekir diye düşünüyorum. Tabii burada önemli olan Rabb’ül âlemin ile dost olabilmeye gayret etmek. Allah’la, kullarla, size emanet edilen diğer canlı ve cansızlarla ve kendinizle dost olabilmelisiniz.

Hayat kendimizi inşâ projesidir

Yapabileceklerinizle ilgili hayal kurabilmelisiniz, muhayyileniz geniş olmalı. Hayale uygun projeler  oluşturabilmelisiniz. Esasında hayat da bir tür projedir; insanın iyi bir kul, yararlı bir Müslüman olabilmek için kendisini inşâ projesidir. Aynı zamanda mesleklerinizle ilgili özel hayal ve projeleriniz olmalı. Mesela tıp okuyorsanız okuduğunuz tıbbî bilgiler ile Tıbb-ı nebevî arasındaki bağı sağlıklı kurmayı kendinize hedef olarak seçebilirsiniz. İktisat okuyanlar “cari para tanımı ile İslam açısından paranın tanımı nasıl olmalıdır” arasındaki bağlantı  üzerinde kafa yormalı; olması gereken daha adaletli bir iktisadî sistemin hayalini ve projesini kendisine hedef edinmelidir.

Hayatınızı yıllık, aylık, haftalık, günlük olarak planlayabilmeye çalışmalısınız. Hedeflediğiniz noktaya kadar gayret göstermelisiniz: 20-25’li yaşlarda şu noktada olmalıyız, 30-35’li yaşlarda şunları kazanmalıyım ve şu noktalara varmalıyım. Tabii bize düşen hayatımızı doğru programlamak ama kader hepsinin üstünde; sen böyle planlarsın ama her zaman öyle olmaz. İmtihan içindeyiz. Allah bazen sana hak ettiğini, bazen zannettiğinin azını verir, bazen de çoğunu. Hepsinin ayrı bir hikmeti olduğuna inanmalısın. Bizim inancımız bunu söyler bize. Kadere rıza... Bize düşen doğru hedef, doğru planlama ve gayrettir ve tabii samimiyet. Sonuç olur veya olmaz. Aslolan gayret bunu unutmamalıyız.

Erhan ErkenGenç yaşlarda kurulan ilişkiler sağlam olur

Çevrenizde kendiniz gibi olan, aynı hedefe yönelmiş kişilerle takım oyunu oynama ve organizasyonlarla desteklenen bir çalışma içinde olmaya çalışmalısınız. Bu çağlarda oluşturduğunuz network çok önemli. Kuracağınız sağlam ilişkiler hayatta daima yanınızda olacak ve size güç verecektir. Bu ilişkiler ileriki yıllarda bazı kısmî kesikliklere uğrayabilir. Fakat tekrar başladığınızda bakarsınız ki bıraktığınız yerden devam ediyorsunuz. Çünkü bugünkü ilişkileriniz maddiyat ile, mevki ile veya güç ile kurulan ilişkiler değil, çok daha safiyane  ilişkilerdir. Onların kuvveti çok başka olur, buna inanın ve bugünkü ilişkilerinize çok önem verin.

Toplum içinde kendinizi doğru ifade edebilmeye; farklılığınızı, bireysel özelliklerinizi ve orijinalliğinizi ortaya koyabilmeye çalışmalısınız. Herkesin parmak izi farklı olduğu gibi kişiliği ve orijinalliği de farklıdır. Bunu fark edin ve fark ettirin. Hayırlı alanlarda rol model olmaya gayret etmelisiniz... Ve en az bir konuda uzmanlaşabilmelisiniz.

Kendinize ve yaradanınıza güvenmelisiniz, kendiniz de güvenilir olmalısınız. Bilirsiniz Hz. Peygamberin (A.S)  en önemli vasıflarından biri emin olmaktı. Verimlilik odaklı çalışmalısınız. Hayat çok uzun değil. Kendinizi iyi programlayıp bu yaşlarınızı iyi değerlendirmeli, vakitlerinizi boşa harcamamalısınız. İlerde üzülürsünüz.

Kendinizin ve çevrenizin motivasyonunu daima canlı  tutabilmelisiniz. Tüm olaylara medeniyet merkezli bir bakış da çok önemli. Yaptığımız tüm işleri, “bu iş ait olduğumuz medeniyetin içerisinde nereye oturuyor” sorusunun etrafında değerlendirmeye çalışmalısınız.

Bu ülkedeki girişimci ruh tekrar dünyaya açılıyor

Dikkatini çekmeye çalıştığım bir husus da insanlarımızın ve gençlerimizin girişimci bir ruha sahip olmalarının önemi üzerinedir. Sadece serbest meslek sahipleri veya iş adamları  girişimci  olmaz. Girişimcilik bir ruhtur. Girişimcilik edilgen değil, etken olma halidir. Bir akademisyen, bir devlet memuru, bir öğretmen, bir doktor da girişimci olabilir ve olmalıdır. İşlerini bu ruhla yapmalıdır. Ancak bu sayede topluma, ümmete yararlı olabiliriz. Her seviyede girişimci olmak yapılanların  ötesinde yenilik arayan, etken olan insan tipidir. Bu tür insanlara ihtiyaç var. Büyük akıntıya destek olma... İçinde yer alma. Girişimci ruha sahip olmak zordur, risklidir fakat zevklidir. Türkiye'de ise daha bir zordur çünkü  üzerinde yaşadığımız topraklar iç ve dış etkilenmelerden dolayı  sürekli dalgalanmalara açık bir özellik taşımaktadır.

Her an yaşanması muhtemel krizler işinizi, pozisyonunuzu sekteye uğratacağı gibi önünüze yeni kapılar da açabilir. Girişimcilik dürtünüz kuvvetli ise bu size daima bir dinamizm verir. İz bırakma isteği, eser oluşturma arzusu, veren el olabilmenin zevki… Tüm bunlar müteşebbis bir ruhu gerekli kılar… Bu ruh, girişime engel olan şartları değiştirmek ve dönüştürmek yolunda çalışma arzusu verir. Bu ülkede yaşayan insanların ataları, Orta Asya'dan gelip bu bölgede harman olmuşlar, sonra Rumeli'ye göçmüşler, Avrupa'da yaklaşık 1,000,000 km2 yere yayılmışlar, sonra tekrar 770,000 km2'ye toplaşmışlar… Son 30 yıldır iş dünyası içindekiler bu sefer ellerinde çantalarla dünyanın dört bir yanına girişimci bir ruhla yeniden yayılıyorlar. Her meslek sahibi dünyaya açılıyor. Akademisyenler farklı ülkelere gidiyor. Avrupa'da 5 milyon insanımız yaşıyor. Bunların 70000'in üzerinde firması  var. 50 milyar dolarlık bir güce ulaştılar.Erhan Erken

İşimiz ne olursa olsun “hakikat” ile bir şekilde ilişki kurabilmeliyiz

Bu arada şu hususu da ilave etmek istiyorum. İyi yetişmiş bir genç olmak istiyorsak, bence hangi meslek dalında olursak olalım belli seviyede sizi "Hakikat"e ulaştıracak ilimlere sahip olmanız gerekir. Bu seviye de olabildiğince yüksek olmalı. Kendi alanınızla ilgili dininiz neler söylüyor, haberdar olmalısınız. Mesela bir pedagogsanız, dininiz eğitimle ilgili neler söylüyor bilmelisiniz. Yarım insan olmayın. Siyaset bilimi okuyorsunuz. Bu konuda öğrendikleriniz Kur'an literatüründe, tevhidî literatürde nereye tekabül ediyor, onlardan da haberdar olmalısınız. Keza, iktisat, mühendislik ve tıp için de geçerli bu. Bu sebepten üniversite döneminizi bu çerçevede de iyi değerlendirmeye çalışmalı insan. Üniversite döneminde sizi hakikate ulaştıracak ilimlerle ilgili vasat bir seviye sağlanmalı demiştik.

Akaid, usul bilgileri, tefsir, siyer, hadis kültürü, tasavvufta ana ve önemli noktalar nelerdir, tüm bunlarla ilgili ciddi okumalar yapmalısınız. Çağdaş Müslüman düşünürlerin kitap ve makalelerini görmeye, okumaya, dinlemeye çalışmalısınız. Genel Müslümanca düşünceler, akımlar, trendler, tartışmalar, gündeminizde olmalı. Dünyada başka düşünceler, akımlar, kimler nerede neler söylüyor, yazıyor, konuşuyor; ilgi alanınızda olmalı...

Bu arada tabii ki dil çok önemli; dininizin dili Arapça, her daim ilgilendiğiniz bir dil olmalı. Osmanlıca da bence çok önemlidir. Lise döneminde Mehmet Şevket Eygi Ağabeye ilk  gittiğimde bana, “okuma yazma biliyor musun” demişti. “Evet” deyince önüme bir Osmanlıca metin verip “oku bakalım” dedi. Kur'an okuyabildiğim için çat pat söktüm ama “bu yetmez, gel sana Osmanlıca hocası bulacağım, ders alacaksın” dedi. Beni kolumdan tutup, Çemberlitaş’ta Basın Müzesi’nin arkasında belediye kütüphanesi vardı, oraya götürdü. Oranın âmâ bir müdürü vardı, Mahmut Bey idi ismi yanılmıyorsam. Öldüyse Allah rahmet etsin. Bir kaç zaman ona devam ettim. Sert ama babacan bir adamdı. Bir zaman sonra, “tamam bu kadar yeter, artık şu kitaplardan başlayarak kendin okuyacaksın” dedi ve bana yol verdi. Kütüphanelerimiz ağzına kadar Osmanlıca eser ile dolu. Her alanda var olan bu eserlerden yeterli derecede yararlanamıyoruz? Ne kadar acı değil mi? Okumayı yazmayı unutmuş bir toplum. Bunlara muhatap olabilmeliyiz.

Her türlü gelişmeye hazır olmalısınız

İyi bir Türkçe ve tabii ki çok iyi bir İngilizce. Beğenelim beğenmeyelim Anglosaksonlar dünyaya dillerini kabul ettirdiler. Dünyaya bir şey söyleyeceksek bu dili iyi ama hakikaten çok iyi bilmeliyiz. Öyle yarım yamalak olmaz. Okuyabileceğiz, konuşabileceğiz, yazabileceğiz. Sizler hayata atılacağınız dönemde bizlere göre çok daha fazla global bir dünya ile karşılaşacaksınız. Belki Tokyo'da, Newyork'da Londra'da veya Kahire'de hizmet edeceksiniz. Veya sizin bulunduğunuz yerlerde buralardan gelmiş insanlar olacak. Onlarla yarışacaksınız. Buna her anlamda hazır olmalısınız. Önemli olan her daim hazır olmaktır.

Hayat bir maç gibidir, insana bir kaç  top gelir. Hazırsan değerlendirirsin, yoksa beklersin. Eğitim dönemi antrenman dönemi gibidir. İş, imkân size her zaman gelmez; siz ona gitmelisiniz. Daha önce dediğim gibi sıhhatli bir çevre önemli ve dayanışma çok mühim. Her an hazır olunmalı, topa girmek için pozisyon beklemeli.

Başkaları ile değil kendinizle yarışmalısınız. Üstünüzdekilere hasetle bakmak kesinlikle olmamalı fakat bu size şevk vermeli. Altınızdakilere bakarak da şükür ve daha fazlasını yapma isteğine sahip olabilmelisiniz. Her gün ne mesafe aldınız, onu ölçmelisiniz. Ondan sonra ise sonuçlara rıza önemli. Bazen çok mükemmel olursunuz ama hayatta size hiç fırsat gelmez. Bu imtihan da olabilir. Bazen gayretinizden fazla önünüze fırsat gelir, bu da imtihanın başka bir türlüsüdür. Menfaatinizi hakkınız olarak görmemelisiniz. Kul hakkı, çevre hakkı, Rabbinizin hakkı, hatırı çok önemli. Güçlü olmak tek hedef değil, hakkı üstün tutarak güç elde etmeye çalışmalısınız.

Asım Gülteni/dünya bizim

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
  • Öncü Spor'un yeni başkanı Mustafa Canbey
  • 3 milyon 500 bin kişi park edip devam etti
  • Polis her yerde onu arıyor
  • İstanbul'a 20 saatlik yağış geliyor
  • Bu pazarda para geçmez
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 212 Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 212 4863936 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA