Bugün 21 Kasım 2017 Salı
  • İstanbul10 °C
  • IMKB
    80.549
    %0.65
  • Altın
    162,175
    %0.60
  • Dolar
    3,9468
    %0.60
  • Euro
    4,6253
    %0.41
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kimi yazsam ona daha yakınım
25 Mart 2012 Pazar 14:59

Kimi yazsam ona daha yakınım

Yazar Sibel Eraslan'ın, Canfeda Hz. Fatıma adlı eseri klasik biyografik bir metin olmanın çok ötesinde, 3 katmanlı bir roman.

Kitaptaki şairin Fuzuli, padişahın Kanuni Sultan Süleyman olduğunu satır aralarından çıkarabiliyorsunuz. Yazar Eraslan, tarihi şahsiyetlerin isimlerini zikretmemesinin sebebini "Hz. Fatıma'nın üzerindeki ilgiyi azaltmak istemedim." şeklinde açıklıyor.

Peygamber Efendimiz (sas), "Cennet Kadınlarının Sultanları" der onlar için: Hz. Asiye, Hz. Meryem, Hz. Hatice ve Hz. Fatıma... Yazar Sibel Eraslan, 2000 yılında bu mukaddes kadınların hayatını araştırmak için çıktığı yolun son halkasını geçtiğimiz günlerde tamamladı. Çöl/Deniz Hz. Hatice, Siret-i Meryem ve Nil'in Melikesi Hz. Asiye'nin ardından Canfeda Hz. Fatıma, Timaş Yayınları'ndan çıktı. Kitap, Efendimiz (sas)'in kızı Hz. Fatıma'nın hayatından kesitler sunuyor. Kitabın sonunda Fuzuli olduğunu anladığımız, suçlanan bir şairin savunması aslında. 'Divan-ı Zehra' adlı eserin kendisine ait olduğunu söyleyen Zebun bin Mestan karakterindeki Fuzuli'nin, bunu ispatlamak için 40 gün boyunca İstanbul'daki büyük hünkâra anlattığı 40 mesel var eserde. Ve bu mesellerde 12 ayrı karakterin öyküsü... Kitaba asıl konu olan; Endülüs, Kuş Adası, Irak, Hama, Kürdistan, Kerbela gibi çeşitli yerlerden gelen karakterlerin yolunun Hz. Fatıma ile kesişmesi.

Kitabın çok karakterli bir roman olması, içine girmeyi zorlaştırıyor mu biraz?

Masal, menkıbe geleneğimize yaslanarak bir şeyler oluşturmaya çalıştım. Çok karakterli kitaplar biraz daha alan ister. Edebi bir başarı da varsa okuyucu o zorluğu kısa zamanda atlatır. Tabii ben soğuk mesafeden bakamıyorum karakterlere. Hepsi bana canlı gibi geliyor. Varlar ve konuşuyorlar sanki...

İtiraf edeyim, ben de öyle hissettim zaman zaman. Hatta tarihte böyle bir karakter gerçekten yaşamış mı diye araştırdım...

Karakterlerin tümü hayali. Her birini kurgulamak zor oldu. Çünkü 4 kitabımda da mukaddes kadınları anlatıyorum. Fakat onlarla aramızda hem tarihi mesafe vardı hem de dini kaideler çerçevesinde, hürmet çizgisini aşmadan bir dil oluşturmam gerekiyordu. Hz. Fatıma, bu 4 uzun çizginin en güncel yanı, yani tarih olarak bize en yakını. Son peygamber Hz. Muhammed'in (sas) kızı ve tanığı. Evrensel bir dile sahip olduğu için; Endülüs, Kuş Adası, Kürdistan, Irak, Hama, Kerbela gibi muhtelif yerlerden gelip bir noktada buluşan karakterler oluşturmaya çalıştım. Yani İslam coğrafyasından kahramanlarla destekleyip bizim doğulara has anlatım tarzının üzerinden bir dil kurma çabasıydı diyebilirim.

Coğrafyayla ilgili de ayrıntılı bilgi var kitapta. Üstelik aynı coğrafyanın iki farklı döneminin okumasını yapıyoruz.

12 yıldır araştırma yapıyorum. Dileğim, bu coğrafyaları gençlerin de öğrenmesi. Bu yüzden her kitabımda harita var. Harita bilgisi çok önemli. Bahsettiğimiz 4 büyük kadın, bu coğrafyanın zorluklarına göğüs gerebilmiş şahsiyetler. Yalnızca bu yüzden bile bugünün kızları bu haritayı kendilerine ait kılmalı. Bu coğrafyanın parçalarını buluşturma, bir harita çizme girişimiydi aslında bu kitap.

Haritayı güzel çizmiş olmalısınız ki, romanı okurken, "Sibel Eraslan, acaba bu kısmı şu an Kerbela'da, Mekke'de ya da Medine'de mi yazmış?" diye sorguluyor insan!

Tabii... Adım adım, taşları, ağaçları, bulutları, kuşları, otları yazdım zihnime. Kokuları bile, ki kokuyu çok önemserim. Orada Cenab-ı Allah'ın sanatını görmek ve bu sanatı, önünde eğilerek seyretmek güzel bir deneyimdi. Bir yazar bütün sesleri işitmeli, bütün kokuları duymalı, küçük ayrıntıları kaçırmadan hepsini görmeye çalışmalıdır.

Koku demişken, kitapta Leyli Şemme, gece kokusu diye tarif ettiğiniz bir ribat var. Civarda yaşayanların tefekkür mekânı, Nergis Han'ın gönül bahçesi... Sibel Eraslan'ın bir 'Leyli Şemme'si var mı?

Keşke... Olması gerekiyor. Günlük hayat çok hızlı ve çok törpüleyici. Mikser gibi bir şey. Dışarıdaki bütün sesleri susturabilip içe dönmek çok kolay değil. Bu hayatın içinde insanların ribatlara, Leyli Şemme'lere ihtiyaçları var. Cenab-ı Hakk'ın bu tür vesileleri husule getirmesi için dua eden bir insanım. Gece kokularını Allah rızası için yapılan dostluklarda, sohbet halkalarında bulabildiğimi söyleyebilirim. Leyli Şemme okuduğunuz bir kitap olabilir, duruluğundan emin olduğunuz bir dost da... Önemli olan görmek, görebilmek!

Bizi tefekküre sevk edecek bir şey...

Evet. Ayrıntılarda gizli şeyleri görebilmek aslında. Hayatın içinde, sizi hakikate çağıracak aralıkları, kıpırtıları keşfedebilmek...

 

Dinin sosyolojik okuması olmaz

Eserin adı Canfeda Hz. Fatıma olduğu için okur Hz. Fatıma'nın hayatını anlatan biyografik bir kitap bekliyor. Fakat onu satır aralarında okuyabiliyoruz. Bu, eleştiri almanıza neden olur mu?

Aslında bu, bizim aşina olduğumuz bir dil. Büyüklerimizden dinleye geldiğimiz bir tarz. Biz kitapları ya akademik araştırmalara mahkûm ediyoruz ya da masallarda kalıyor. Bunların hikâye diline çevrilmesi veya roman üzerinde denenmesi yeni bir şey. Cesaret ve itina istiyor. Eleştiri gelir mi, bilmiyorum.

4 mukaddes kadından hangisini kendinize daha yakın hissettiniz?

Hangisini yazıyorsam ona yakın hissettim kendimi, 'İşte tam bugünün kadınlarına cevaplarla dolu bir annemiz.' diye düşündüm.

Bu kitap kadınlara ne kazandırır?

Kadınlara annelerini kazandırır. Hz. Fatıma, hepimizin annesi. Onlara; kadınlar dünyasını, Efendimiz (sas)'i, Hz. Peygamber'in söyleminin sözden hale geçişini, nasıl bir hayat, nasıl bir terbiye ve edebe bürüneceğini görürler. Asrımızda bir handikap var. Kur'an-ı Kerim üzerinde, Hz. Peygamber'in siyeri üzerinde sosyolojik okumalar yapıyoruz. Sosyoloji konusu değildir din. Din inançtır ve o inancın kültürel safhalarla hayatın içinde yaşanmasıdır. Örneğin siz iyiliği Kur'an'ın konusu olmaktan çıkarıp hayatın içinde bir dini gerçeğe dönüştürmek istiyorsanız yolunuz Hz. Fatıma'dan geçmek zorunda.

Hz. Aişe ile ilgili kitap düşünceniz var mı?

Hep söylüyorlar. Düşünüyorum ama bu dörtlüyü bitirdikten sonra biraz ara verme niyetim var. Başka projelerimiz var. Sonra Hz. Aişe ve Hz. Hacer'i yazmayı düşünüyorum inşallah. Allah nasip ederse...

 

Destigül Nene anneannemin sesi

Hz. Fatıma'nın ve kız kardeşlerinin, Efendimiz'e (sas) su getirdiği ibrik, karakterlerinizden Abbas'ın eline geçince ona sarılıp, "Tıpkı annem gibi kokuyor." diyor. Cüneyd-i Kindi de ona, "Bütün annelerde Hz. Fatıma'nın kokusu vardır." diyor. Bu, sizin ifadeniz aslında. Gerçekten tüm annelerin Hz. Fatıma gibi mi koktuğunu düşünüyorsunuz?

Öyle düşünüyorum. Çünkü anneannem, ben çocukken düşüp dizim kanadığında, kanı siler, sonra beni okur, nefesini kendi eline de üfler, ardından da dizimi okşardı. Okşadığı sırada, "Bu benim elim değil Hz. Fatıma'nın eli." derdi. Aşure yaparken ya da helva kavururken de, "Bu benim elim değil, Hz. Fatıma'nın eli." cümlesini duyardım ondan. Dolayısıyla Hz. Fatıma benim için bir anne, bir büyükannedir. Kimseyi dışarıda bırakmayan bir kucak, elleri çok uzun ve sımsıcak bir anne...

Eserde bu cümleleri Destigül Nene'den duyuyoruz. Farkında olmadan Destigül Nene'de anneannenizi mi okuyoruz?

Destigül Nene bütün büyükannelerin özü aslında. Tabii ki benim büyükannemin de sesi.

 

 

İki bayram arası evlenmek daha hayırlı

"Araplar evlenecekleri günü Hz. Fatıma ve Hz. Ali'nin nikâh gününe denk getirmeye çalışırlar." diyorsunuz. Kesin bir gün var mı?

Öyle dikkat ediyorlar. Ama net bir gün yok. Aylar ve günler olarak var. Cuma günleri gibi... Ya da iki bayram arasına denk getirilen evliliklerin hayırlı olacağıyla ilgili bilgiler var.

'İki bayram arası evlenmek uğursuzluk getirir' derler hep ama!..

Öyle değil aslında, tam tersi. Sahabelerin devam ettirdiği bir gelenek bu. İslam tasavvufuyla alakadar olan kimselerin söylediği nasihatler var. Ama önemli olan, Allah rızası yolunda yapılacak bir evliliğe niyet etmiş olmak sanıyorum.

 

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
  • Marmara'nın geleceği İstanbul'da ele alındı
  • Celaleddin Ökten kabri başında anıldı
  • Öykü yarışması başvuruları bekliyor
  • Milli haltercimizin ismi caddede yaşatılacak
  • İstanbul'a 2 bin bekçi alınacak
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 212 Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 212 4863936 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA