Bugün 19 Ağustos 2018 Pazar
  • İstanbul25 °C
  • IMKB
    80.549
    %0.65
  • Altın
    229,442
    %4.50
  • Dolar
    6,0368
    %3.18
  • Euro
    6,8881
    %3.60

Emin Batur / 212 HABER

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

SÖZCÜ GAZETESİNDE YAZMAK

16 Mart 2018 Cuma 12:14

Soner Yalçın araştırmacı bir gazeteci…

Fikirlerimiz uyuşmaz ama araştırmalarına.. bilhassa gıda ile ilgili araştırmalarına önem verir ara sıra o yazılarını da paylaşırım.

Ama

‘Körolası hanede evlad-ı iyal var’ sözü mucibince S. Yalçın SÖZCÜ gazetesinde yazmanın bedelini de ödemek zorunda.

İşte böyle zamanlarda o bildiğimiz araştırmacı yazar Soner Yalçın gidiyor

Yerine

Halkevlerinden veya şimdiki versiyonu ile ADD den yeni çıkmış buharı üstünde tüten genç bir fanatiğe dönüşüyor.

 

Bu günlerde Cumhurbaşkanımız Tarihçi yazar Kadir Mısıroğlu’nu ziyaret etti ya!

Kadir Mısıroğlu’ da

Laik Kemalistlerin canını çok sıkıyor ya…

Laik Kemalistler

Fırsat bu fırsattır deyip bu ziyaretten bir şeyler çıkarmak için kolları sıvadılar.

Ve her zaman yaptıkları gibi

Belden aşağı vurmak için sipere girdiler.

Aslında

Bu tür işleri E. Çölaşan Y. Özdil gibilerine verirlerdi ama dedim ya; SÖZCÜ de yazmanın bir bedeli olmalı ki, bu sefer görev S. Yalçın’a verilmiş görünüyor.

Hâlbuki görev

Y. Özdil’e verilmiş olsa laf ebeliği ile işin içinden sıyrılacakken.. S. Yalçın araştırma yapıyorum havalarında battıkça batmış.. ortaya seviyesiz ne dediği neyi sorguladığı anlaşılmayan bir yazı ortaya çıkmış.

Şimdi yazıya gelelim:

Soner Yalçın yazıya korku fon müziği olarak ‘İngiliz istihbaratı..lokanta..mekan’ diyerek giriyor.

Yani

İşin içinde ihanet ve biraz mafya varken ‘lokanta denerek örtülüyor’ demeye getiriyor.

Salla gitsin hesabı ile yazıyor. Nasıl olsa sorgulayan yok.

Peki, gerçek nedir?

12 Eylül Askeri darbesi olmuş.

Bu darbenin şerrinden Soner Yalçın’ın düşüncesinde olanlar kaçmak zorunda kaldığı gibi (Kalanların tutuklanarak neler çektiğini herkes biliyor) Kadir Mısıroğlu’ da yurt dışına kaçmak zorunda kalmış.

Almanya’da kendisinin oturumu olduğu halde.. Almanya çoluk çocuğuna oturum vermediği için İngiltere’ye gitmiş.

İngiltere

Kendisine oturum verdiği zaman ise zorundan ağladığını söylüyor Kadir Mısıroğlu.

Soner Yalçın bundan bahsetmiyor tabi... Bahsetse yazısının büyüsü bozulur.

Kadir Mısıroğlu İngilizlere;

‘Ben yıllarca sizin aleyhinize yazdım.. Almanları dost bildim. Onlar bana oturum vermezken siz veriyorsunuz. Bu nasıl iş?’ diye sorduğunda, onlar:

‘Fikir ayrı bu ayrı’ diye cevap verince Kadir Mısıroğlu hüngür hüngür ağlıyor. ‘Benim ülkem beni fikirlerimden dolayı vatan cüda ederken.. yıllarca aleyhinde yazdığım İngilizler bana oturum veriyor’ diye hayıflanmaktadır.

İşte

Soner Yalçın’ın İngiliz istihbaratını sos olarak kullandığı mevzu bu!

LOKANTA-MEKAN

Şöyle ki,

Mısıroğlu mezkûr lokantada Cumartesi günleri tarihi sohbetler yapmaktadır.

Haliyle sohbet sırasında ‘mekân’ derken bunu kastetmiştir. Ama S. Yalçın ‘mekân’ derken mafyatik hava vermeye çalışmış.

Neyse

İşin aslına gelelim:

1980 darbesinden sonra Kadir Mısıroğlu yurt dışına kaçmak zorunda kalıyor.

Darbeciler

Kadir Mısıroğlu’nu vatandaşlıktan çıkardığı gibi mallarına da el koyuyor.

El konulan mallarından biri de 1977 de satın aldığı ve o gün için sıradan bir alım satım olan Boğaz’daki bu yer de var.

İŞGALCİLER

  • Boğaz’da alınıp satılan böyle bir yer hiç sıradan bir alım satım olur mu?
  • Haklısınız! CHP nin İstanbul Belediyesini yönettiği 1970 li yıllarda böyle bir alım satım olmazdı.
  • Ya nasıl olurdu?
  • Sahilde gözünüze kestirdiğiniz bir yeri gidip işgal edersiniz olur biter. Zaten o yıllarda anarşi ve terörden dolayı insanlar akşamdan evine kapanır kimse dışarı çıkmazdı. 

İşgal edilmemiş ruhsatlı yerler bile müşteri azlığından tabir caizse sinek avlardı. 

Bu yerler şimdiki gibi rantlı yerler değildi.                             

                                                                                                            Yani böyle bir yeri paranıza kıyıp Hazineden 3-5 paraya da alabilirdiniz..biraz dişliyseniz gidip işgal de edebilirdiniz.                                

Nitekim o yıllarda başta sahil ve kıyılar olmak üzere.. hele Gaziosmanpaşa ve Ümraniye neredeyse baştan ayağa işgal edilmişti.

O zamanlar

Deniz kenarına gidip bir çay içemezdiniz.

Bırakın çay içmeyi.. arabanızla durup denizi seyredemezdiniz.

Anında

Değnekçiler başınıza dikilir otopark parası çay parası vs. talep ederlerdi.

Peki,

Bu mekânlar babalarının malı mıydı? Hayır! O günkü belediyelerin göz yummasıyla işgal edilmiş yerlerdi.

Ve

Maalesef bu yerlerin çoğunda başta kadın ticareti olmak üzere uyuşturucu vs. her türlü melanet yapılırdı.

CHP nin bıraktığı bu tortuları

Yıllar sonra Milli Görüş yöneticileri bin bir tehdit altında canlarını dişlerine takarak temizlemişlerdir.

                Değnekçi ve mafya sahillerden temizlendi ama vatandaşların işgal ettiği hazine arazilerini temizlemek mümkün olmadı.

Çünkü CHP geriye öyle bir işgalci ordusu bırakmıştı ki, normal yasal yoldan mülk sahibi olanlar azınlıkta kaldı. 

İmar Affı kanunları, 2B vs. kanunların çıkarılmasının nedeni budur!

Devlet baktı ki baş edemiyor

Bu kanunlarla  ‘Bari mülkümüzün parasını alalım..’ operasyonunu yapmaktan başka çaresi kalmamıştı.

Tekrar konumuza dönersek, Kadir Mısıroğlu mezkûr yerin parasını ödeyerek satın alıyor. İşgal etmiyor.

Darbeciler diğer mallarına el koyduğu gibi bu yere de el koyuyor. El koymakla kalmayıp bir de vatandaşlıktan çıkarıyor.

Mısıroğlu

Af çıkıp ülkesine döndükten sonra malına sahip çıkmasından daha normal ne olabilir?

Ama SÖZCÜ bu!

Meseleyi amuda kaldırmadan rahat eder mi?

Soner Yalçın kelimeleri öyle bir seçiyor ki.. Refah partisi var.. 1994 seçimleri var..  maksat lafı Tayyip Beye getirecek.

Ayrıca

Mezkûr yeri İstanbul B. Şehir Belediyesi ona tahsis etmiş gibi göstermeye çalışıyor.

‘Ruhsat verdi’ dese amenna…

Mülkiyetini belediye nasıl versin? Mülkiyet belediyenin değil ki versin.

Mülkiyet Belediyenin olsa bile bu iş o kadar kolay mı?

Bu işin ihalesi var.. kanunu var.. Sayıştay’ı var.. Muhalefeti (CHP) var.

Soner Yalçın bunları bilmez mi? Bilir.

Ama dedik ya;

Kör olası hanede evladı iyal var.

SÖZCÜ ona bu görevi vermiş.. el mecbur  yalan yanlış yazacak işte!

PİŞKİNLİĞİN BU KADARINA PES DOĞRUSU

SÖZCÜ gazetesi 8 Mart Kadınlar Günü dolayısıyla

Aşağıdaki resmi manşete koyarak şunları yazmış:

‘Atam sen ne dedin biz ne yaptık!..’ diyerek öykünmüş.

Hani derler ya..Yavuz hırsız ev sahibini bastırırmış.

Sanki

M. Kemal Paşanın atadığı milletvekili sayısının yarısı kadın…

Kabinenin yarısı da kadın

Belediye başkanlarının

Parti yöneticilerinin de hep yarısı kadındı da.. şimdi kadınlar önemsenmiyormuş gibi hava basıyor.

Bİ DAKKA Bİ DAKKA MİLLETVEKİLLERİNİ M. KEMAL PAŞA MI ATIYORDU?

Başka konuya geçiyoruz ama evet!

Milletvekillerini de bakanları da M. Kemal Paşa atıyordu.

Aynen vali ve parti yöneticilerini atadığı gibi…

Yoksa

Ne Mardin milletvekili Yakup Kadri Karaosmanoğlu Mardin’i

Ne Hakkı Tarık Us Giresun’u

NE de Ş. Urfa milletvekili Yahya Kemal’in de Ş. Urfa’yı görmüşlüğü vardı.

Buna benzer birçok milletvekili gidip görmediği şehirlerden milletvekili olarak M. Kemal Paşa tarafından atanıyordu.

Peki,

M. Kemal Paşa namütenahi bir güce sahipken meclisin yarısını (Hatta o yıllarda istese meclisin tümünü kadınlardan seçerdi de kimsenin ‘gık’ı çıkamazdı) kadınlardan seçmediği halde.. SÖZCÜ ye ne oluyor?

Hiç işte!

Kadınlar günü münasebetiyle ‘Laf olsun torba dolsun’ misali

Hem Atatürk’e

Hem de kadınlara yağcılık yapmak…

GAZETECİLİK

Bizde gazetecilik dediğin işte bu kadar olur.

Nasıl olsa bu dolmaları yutacak adam çok.. üstelik para ve pirim de yapıyor ya.. salla gitsin.

Bu ense ve bu para oldukça

Bu şaplağı yiyen çok olur.

KOZMONOT

İslam dünyasından uzaya ilk çıkan kozmonot Muhammed Ahmed Faris
TEKDER (Teknik Elemanlar Derneği) in düzenlediği programda konuşurken şunu demişti:
‘Uzay dönüşümde rapor vermek üzere ilgili bakanı ziyarete gittiğimde.. havacılık çalışmalarına önem verilmesi gerektiği yönündeki görüşümü aktardım. Sayın bakan ise bana şu anda halka ‘ekmek’ verme derdinde olduklarını uzay çalışmaları gibi fantastik işlere para harcayamayacaklarını söyledi. 
Hâlbuki 
Halka ekmek verme hizmeti havacılık çalışmalarından geçer. 
Maalesef 
Suriye’nin o günkü idarecilerinin bunu akledecek kapasitesi yoktu’ 
diyerek hayıflanmıştı.

AFRİNKA

Şimdi bakıyorum da o günden bugüne çok şey değişmemiş.
SÖZCÜ gazetesinden Y. Özdil Cumhurbaşkanımızın Afrika gezisi üzerine ‘Afrinka’ başlıklı bir yazı yazmış.
Yazı baştan sona Afrin şehitlerimiz ile ilgili.
Ama Özdil’in derdi şehitlerimiz değil. Maksat Cumhurbaşkanımıza laf çakmak…
Yazının sonunda ‘‘Afrin’de şehitler verilirken Afrin Fatihi Afrika’da geziyor’’ diyerek
Zekâ ve bu ülkeye mensubiyet seviyesini gösteriyor.

ZEKÂ SEVİYESİ

Bazen düşünüyorum:
Bizim Laik Kemalistlerin Suriye Rejimi ve katil Beşşar Esad muhabbeti nereden kaynaklanıyor diye.
Sonra
Y. Özdil, E. Çölaşan, CHP müntesipleri vs. nin beyanat ve yazılarına bakınca.. bunun normal olduğunu anlıyorum.

Çünkü bunların durdukları yer ile bakış açıları aynı.
Suriyeli bakan İslam dünyasının ilk kozmonotuna ne demişti?
‘Uzay çalışmaları gibi fantastik şeylere harcayacak paramız yok…’
Kozmonot ne demişti?
‘Sayın bakan bilmiyor ki, ekmek uzay çalışmalarından geçer…’

İBİBULLAH SİVRİ KÜLAH
Şimdi bunlara ne anlatabilirsiniz?
Adamlar
‘İbibullah sivri külah’ 
Hiçbir şey yok… Sıfır.
Afrin Harekâtının Afrika’dan da, Asya’dan da, Avrupa’dan da geçtiğini nasıl anlatacaksınız?

PRAG

Salih Müslim’in 
Çekya tarafından tutuklanıp 2 gün sonra neden serbest bırakıldığını bunlara anlatabilir misiniz? 
Anlatamazsınız.
Çünkü bunlara Çekya dedin mi akıllarına PRAG gelir.
PRAG deyince gezme eğlenme gelir.
Durup dururken Çekya ile aramız bozulur da Prag’a gidemeyeverirlerse diye içleri pır pır atıyor. 
'Komşularla sıfır sorun demişti.. Prag'la bile aramız bozuldu' derlerse şaşmayın.
Umurlarında mı Afrin.. umurlarında mı savaş.

AMA DERT BAŞKA

Cumhurbaşkanımızın gezdiği ülkeler emperyalistler tarafından sömürülüyor.. inim inim inletiliyor. 
Şimdi
Türkiye’nin emperyalistlere meydan okumasından dolayı Afrika halklarına bir ümit gelmiş görünüyor.

Sayın Cumhurbaşkanımız hem bu ümidi diri tutmak
Hem Afrin harekâtındaki haklılığımızı anlatmak
Hem de ilerde yapılacak güç birliğine şimdiden zemin hazırlamak için gecesini gündüzüne katıyor..
İcabında, sağlığını tehlikeye atarak olağan üstü bir güçle çalışıyorken.. içerden yandan çarklılar, sureti haktan görünerek çelme takmaya çalışıyor.
Niçin?
Fransa’nın Afrika’daki menfaatlerine halel gelmemesi için.

Bir de utanmadan yazısına şehitlerin kanını alet ediyor.
İçkiden mayışmış kafanla
Şehitlerin adını ağzına alma bari! Yakışmıyor.

Bu yazı toplam 255 defa okunmuştur.
YORUMLAR
Okudum
Gökmen Cihangir
Üstad ellerinize sağlık sizi yeni tanıdım inşaallah bütün yazılarınızı okuyacağım Allah YARDIMCINIZ olsun amin
23 Haziran 2018 Cumartesi 07:04
  • Kasaplara Kurban Kesim Eğitimi
  • Erokspor Esenler İçin Mücadele Edecek
  • "Türkiye'de Her Çocuk Filistin Muhabbetiyle Doğuyor"
  • Kuraş’ta Şampiyonlar Belli Oldu
  • Hafriyat Kamyonlarına Sıkı Takip
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 212 Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 212 4863936 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA