Bugün 20 Kasım 2017 Pazartesi
  • İstanbul6 °C
  • IMKB
    80.549
    %0.65
  • Altın
    161,083
    %-0.15
  • Dolar
    3,9233
    %1.34
  • Euro
    4,6062
    %0.86
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Yağmur yağdı kaç şemsiyeni aç!
25 Mart 2012 Pazar 15:05

Yağmur yağdı kaç şemsiyeni aç!

Tedbirsiz insanın kaçınılmaz sonu olan yağmura yakalanma durumunda tutunacak tek dal: yolda satılan şemsiyeler. Peki nereden alınıyor, nerede satılıyor?

Meteoroloji güneşli hava dese de görünen farklıydı. Belliydi ki hava bozacaktı. O halde hemen koşup en yakın satıcıya gitmeliydi. Ama kuşkuluydu: “Ya ben gitmeden yağarsa?” Neyse ki korktuğu başına gelmeden satıcıya vardı ve “Abi 30 tane verebilir misin?” diyerek siparişlerini alıp parasını ödedi. Tek bir şey kalmıştı: Nerede satacaktı bunları? Kalabalık bir yer bulmalıydı ama acele etmeliydi. Yaptı da. Öğle tatiline denk gelen saatte, insan kalabalığı içinde yerini aldı. İlk damla düştüğünde satışa da hazırdı: “Yağmura çamura şemsiye 5 lira!”

Bu hikâyenin devamında yağmurdan kaçmak isteyen bir ‘tedbirsiz’ insan olarak kendimizi hayal edersek, ilk işimiz satıcıya rastlayıp şemsiyelerden bir tane almak olacak. Ama bizimle işi bittikten sonra makûs talihine yenilecek: Ya kaybedilecek ya da vadesi dolup çöplükte can verecek.
Pek çok lakabı olsa da ismiyle müsemma ‘Transparan şemsiyeler’den bahsediyorum. Her yağmurda karşımıza çıkan, ‘her canlının bir gün tattığı’ o şemsiyelerin ‘nereden tedarik edildiği’, ‘ne kadara alınıp ne kadara satıldığı’, bu işin ‘raconlarının neler olduğu’ sorularını kendimize dert edinip cevapların peşine düştük.
Şemsiyeler Çin’den ithal ediliyormuş (Şaşırtıcı!). Piyasaya giriş tarihi ise ‘4+4+4’lük eğitim sistemine göre neredeyse ilkokula başlayacak: 6 yıl.
Tedarikçi değilseniz bu şemsiyeleri ‘kalabalık yerlerde’ halkın hizmetine sunmak için ise herhangi bir şeye ihtiyacınız yok. Bir kova yeter. Peki nereden alacaksınız?
Eğer varsa, bir dükkânda ‘kayıp kardeşinizi’ bile bulabileceğiniz Tahtakale ticaretin anavatanı. Ne sattığına bakmaksızın her esnaf ‘Neme lazım’ kabilinden bir kova da olsa şemsiyeyi bulunduruyor. İrili ufaklı tedarikçiler müşterilerden çok ‘sokak satıcıları’na aracılık ediyor. 5 liraya satılanların burada ‘özel’ bir fiyatı var elbette. Satıcı kazançlarına ‘sekte vurmamak’ adına bu konuda ketum olmakta fayda var. Yine de 1’e 2 kazandırdığını söyleyenler duydum…
Satış konusunda esnaf hep ‘diğer’ dükkânlar konusunda şikâyetçi. Kime sorsak, “Faturasız satanlar var, satışları o yüzden fazla” diyor. Diğer konu ‘kalitesiz’ damgası. Onda da her kalite şemsiye olduğunu anlatan esnaf, ucuz tercihinin kendi suçları olmadığının ise altını çiziyor.

4 bin yıllık geçmiş
‘Şemsiye’nin tarihi yaklaşık 4 bin yıllık. Sınırötesi diyarlarda parasol (güneşten koruyan) ve umbrella (yağmurdan, yumurtadan koruyan) olarak adlandırılıyor. ‘Taşınabilir’ halini ilk olarak 1928 yılında Hans Haupt’un ‘taşınabilir şemsiyesi’yle aldığı ‘Wikipedia’nın bize sunduğu bir cevap. İlk patentin 1969 yılında alındığı da...

‘İnsanlar kullan-at derdindeler’
Tahtakale’de 45 yıldır hizmet veren ‘Güven Konya Pazarı’ndan içeri girerek, bu işe yıllarını vermiş esnaftan İbrahim Dinç’le konuştuk. Dükkân sahibi değil ama ‘emektar’ çalışanlardan. “Bu şemsiyeler (transparan) 6-7 yıldır bu piyasadalar. Çin’den getirtiyoruz. Bazen biz getiriyoruz, bazen de tedarikçilerden temin ediyoruz” derken, müşteri tercihine dikkat çekiyor: “Caddelerdeki ‘5 TL’lik şemsiyeler dükkân müşterilerince rağbet görmüyor. Dükkâna gelenler farklı modelleri alıyorlar.”
En çok satış yapılan dönem konusunda ise iki farklı yorum var. İlkini uğradığım İbrahim Dinç şöyle açıklıyor: “Şemsiyeyi iki dönemde çok satarız. İlk ve son yağmurda. Bu da eylül ayı ile mart ya da nisan ayında oluyor.” Düzeltme ise dükkân sahibinin oğlu Emre Güven’den: “Abi biz en çok satışı elimizde şemsiye kalmadığında yapıyoruz. Ne zaman sipariş gecikiyor, o zaman herkes gelip şemsiye istiyor!”
Fotoğraf çekimi esnasında çarşı esnafı da dükkâna gelerek görüş bildiriyor. Ortak konu ‘tüketim toplumu’ olmamız. Dinç şöyle diyor: “Eskiden şemsiye tamircileri vardı. Ve pahalı iş yaparlardı. Bugünün parasıyla düşünürsek şemsiyeyi götürdüğünüz anda 10 liranızı alırlardı. Düşünün o paraya bu şemsiyelerden iki tane alabiliyorsunuz. Hem artık tüketim toplumuyuz. İnsanlar yanında taşımak bile istemiyor. Kullanayım, işim bitince atarım derdindeler.”

Var mı bozan hava gibisi?
Bir de satıcıya kulak vererek, deyim yerindeyse nasıl ‘mantar’ misali yağmur anında caddelerde yerlerini aldıklarını sordum. Bulduğum kişi Türkiye’nin ‘en kaotik alışveriş merkezi’ unvanını bu sene de kimselere bırakmayan Eminönü’nde altgeçitteki dükkânda çalışan ‘ismini vermek istemeyen’ bir satıcı. Mesaisini ‘Kâh inerim altgeçide beklerim yağmuru, kâh çıkarım yeryüzüne, seyrederim ıslananları’ şeklinde niteleyebileceğimiz satıcıya göre tedarik süreci şöyle: “Yağmur yağacağını hissettiğimiz an Tahtakale’ye koşarız. 30-40 tane kaparız. En kalabalık yere doğru gideriz. Yağmur yağdığında çoktan yerimizi almış ve satışa hazır hale gelmiş oluruz.” Onların en çok para kazandıkları dönem ise eylül ayıymış. Sebebini dinleyelim: “Sabah hava günlük güneşlik olur. Öğleden sonra hava bir anda bozar. Kısa süreli bir yağmur yağar. O zaman işte satışlar patlar. En güzel parayı biz eylül ayında kazanıyoruz.”

Fırtınaya direnenler de var
Hollanda firmasının yaptığı üretim bütün dertlere deva olmuş adeta. Senz isimli firma 100 kilometre hızındaki fırtınada bile ters dönmeyen bir şemsiye tasarlayarak bu konuda ‘zirve’ye ulaşmış. Fiyatı 30-50 euro arasında değişiyor.

radikal

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
  • Öncü Spor'un yeni başkanı Mustafa Canbey
  • 3 milyon 500 bin kişi park edip devam etti
  • Polis her yerde onu arıyor
  • İstanbul'a 20 saatlik yağış geliyor
  • Bu pazarda para geçmez
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 212 Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 212 4863936 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA